26 Kasım 2011 Cumartesi
Miskin ile Mistik harmanlaması.
Diğer bir deyişle ruhların delicesine tezatı. Şimdi sizlere müthiş bir hafta sonu tahlili yapacağım. eminim her biriniz böggh okumasaydık bari be diyeceksiniz. Ama ne yapayım, böyle bir ruh hali içerisindeyken yazmazsam kaçıncı boyutlarda olacağımı kestiremiyorum bile!
******
Cuma kafası güzel kafadır, heyecanlıdır, ecnebice de çok güzel bir deyim vardır hani ' Happy Friday ' diye.. Tüm bu güzelliklerin çok dışında kalarak bir elimde her 10 dakikada yenisini edindiğim selpak mendiller, diğer elimde içindeki sıvının mütemadiyen değiştiği bir kupa. *buraya bir not iliştirmek istiyorum-kupam özel bir kupadır. Özellikle ondan içme konusunda istikrarlıyım ki hastalığıma tez bir şifa etkisi yaratır diye..
Her neyse Tylolhot denilen lanet ilaç kupamın bir numaralı tamamlayıcısı. Bir taraftan su, diğer taraftan C vitamini takviyesi yapan bilumum içecekler... Takdir edersiniz ki tuvalet yollarını da bolcana arşınlıyorum.
******
Tüm bunların yanında Bal isimli güzeller güzeli bir kedim var. Henüz sizlere tanıştırmadım kendini buradan. Dilimden düşürmediğim için bilenler muhakkak vardır. Burnum delicesine akarken, tüy yumağı küçük kedimi öpmekten kendimi alamıyorum. Hapşırık sayımı her öpücüğümde 3e katlasa da, uzaktan popoyu yayıp memişleri açıp tahrik edici bakışlarını üstüme üstüme saldığı zaman kendime engel olmam imkansız bir hal alıyor. Cuma gibi güzel bir günde hızlı bir girişle başlayan gribim, Cumadan bir kademe daha güzel olan Cumartesi günümü gecemi de esir almış durumda. Dün gece resmen 10 buçukta yatağıma iliştim 5 sn geçmeden uyudum. Saat sabaha doğru 4te aniden üzerime atlayan şapşal kediciğim beni 5e kadar uyutmadı sağ olsun. 1 saat boyunca feryat figan boğuştuk. Kakasını kumuna yapsın da beni uyandırıp, selpak yetmiyormuş gibi bir de bezle haşır neşir etmesin diye resmen gözünün içine baka baka yalvardım. Kediciğimi de anlamak lazım, 3 kat kalın hale gelen ses tonumu duyup, aşina yüzüme bakınca ortaya çıkan kafa karışıklığında bırak kakayı doğru yere yapmayı, doğru yerde olup olmadığından bile emin olamadı. Bende ne yapayım, soğuk gecelerde özellikle de böyle hassas bir zamanda sarılıp yatacağım bir şeye sahip olduğum için sevinip, bir de bol bol kendimi koklattım ona. koku şaşmaz dercesine:))
******
Bu arada Kıvanç Tatlıtuğ ile şu hasta günlerimde 3 gün geçirseydim sanırım delicesine sevme özelliğine sahip bir kız olacaktım. Lütfen iğrençliğime bir tebessüm atıp geçin :) Bir hafta sonuna çok fazla sorumluluk yükleyip tam da o hafta sonu yataktan kalkamayacak kadar hasta olmak ne kadar ironik bir durum aman yarabbi. İtalyanca çalışması askıda, boş zamanımda yapmak için kendime söz verdiğim el aynası boyaması ve süslemesi yine ertelendi, okul derslerim diye unuttuğum bir gerçeğin bir de proje ayağı var ki şu an itibariyle resmen sakat bir ayak ! Yaptığım şey hepi topu kitap/blog/twit/gazete okumak, yemek yiyip popo büyütmek, film izleyip en çok askıda bıraktığım şey olan aşk hayatıma uzaktan uzaktan içlenmek, e bir de kupamın her köşesine dudak izlerimi bırakıp hemen ardından üstümdeki 5 kilo ağırlığındaki yorgan*battaniye ikilisinden sıyrılıp tuvalete koşmak. ahh ahh.
******
Kedim o kadar miskin ki, şu son 2 gündür kendimi onun ikiz kardeşi gibi hissediyorum. Zaten her ne hikmetse hastalığımın başladığı günden beri pek bir sevecen. Kucağımdan inmemeler, miyav miyav ayaklarıma sokulmalar, ellerimi kemirmek yerine yalamalar... Halbuki 3 gün öncesine bir dönüş yapmak gerekirse ben onun asilzade bir kedi olduğunu ve burnu düşse tenezzül edip almayacağını düşünüyordum:) Sabahın köründe kalktık, son 10 senedir en erken kalkış saatimde uykumu almış bir şekilde. ve yapacak hiçbir şey yoktu. ( en azından ben öyle düşünüyordum :)) Çizgi film izleme özlemiyle şişkonun birinden kalan biskremleri de beraberimizde götürüp Bal'la salonumuza doğru ilerledik. Hemen bir hastane ortamı yarattık. Battaniye arkamdan sürüklenerek koltuk tepesine taşındı, yastıklar üst üste kondu, minik bir sehpa yanımda ve tabii ki üstünde kupam... Sonrası tam bir fiyasko. Televizyonda iğrenç kadın programları ve din saçmalıklarından başka bir bok olmadığını görünce yaşadığım büyük hayal kırıklığını tarif edemiciiim. Hakikaten şimdiki çocuklar sabahları ne izliyorlar? Ben küçükken evin en erken kalkan üyesiydim ve elime bir çikolata kaptığım gibi çizgi film karşısına geçerdim. Günün en güzel zamanlarıydı benim için. Neyse devir değişmiş anlaşılan ve benim böyle zamanlar için yeni yatak aktiviteleri bulmam gerekecek. Tam burada içimdeki şeytan dışarıya çıkmak üzere :)) Zaten hastayım yahuuu, neyse. Tam o sırada bir uykuya daldım. Mistik rüyalar gördüm. Öyle güzellerdi ki, kedim bile konuşuyordu. Balkabağı arabamız vardı, sanırım tüm çizgi filmlerden kısa bir harmanlama yaptım. Senaryo fena değildi hatta ne fenası be, güzeldi basbaya. Küçük kızımla miskinliğimize güzellik katan ip-fare-ponpon oyunlarımızın dışında güzel mistik rüyalarımız da var.
******
Herkese güzel haftasonları diliyorum. Çok gezmeyin bee, gezerseniz de paylaşım sitelerinde boy boy nispetlerinizi yapmayın allasen. Yoksa önümüzdeki haftalarda fena ödeşiriz. Gezen sürten herkescikleri yanacıklarından bol bol öpüp hastalığımı itina ile bulaştırıyorum. Mmmmuah.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


