Biraz hayal kursak?
Hayalimize mevcut hava koşullarını ekleyelim ama. Pazar günü, niteliğini kaybetmesin.
Benim hayalim bol ağaçlıklı, patika yolları olan bir yerde bir bank üzerinde uzanıp kitap okumak. İçime dokunan her cümlede havanın o puslu halini biraz daha içime çeke çeke. Islanma ihtimalini hiç hesaba katmıyorum ama. Hayal bu ya, oldu ya.
Çok bir şey yazasım yok bugün. Kitaplara gömülüyorum ve güzel bir pazar diliyorummmm.
16 Ekim 2011 Pazar
üç..
Bazı günleri kendine bile tarif edemez insan. Gözlerini kapatır, düşünmeye çalışır, odaklanmaya çalışır ama duygular öyle hızlı hareket eder ki yetişemezsin. Yerini beğenmez kimisi. Kimisinin varlığından bile habersizsindir.
Bazı günler o varlığından habersiz olduğun duyguları yavaş yavaş hissetmeye başlarsın ve bazısı acıtır. Öncelerden anımsadığın hatta belki de en çok bildiğin hisse kendini tamamen yabancı hissetmek işte budur. Ve acıtır..
Bugün kitabı çok sükse yapan 'Bir gün' filmini izledik. Gecenin 12sinde kafanın birinden 'haydi sinemaya gidelim lan' fikrine nasıl hemen ayak uydurduk. Doğru insanlar var yanımda. Filmin ilk yarısı o kadar ağır aksak ilerledi ki, bir türlü alevlenemeyen bir aşk hikayesine izleyici olmak da son derece sancılı bir işmiş. Ya yaşamak? ?
İki insan düşünün. Birbirlerinin yanında ruhlarına huzur katabilen iki insan. Birbirlerinin yanında kahkahalar atan, gözleriyle konuşan, bedenlerini ayrı tutabilmek için koca bir savaşın içine giren iki insan. Biri diğerine kendini iyi bir insan hissetiriyor. İyi bir insan olmak kolay değil, hele ki insan kendini sevmediğini bir türlü kendine itiraf edemiyorsa... Diğeri ise ruhunu aydınlatıyor. Gerçekten mutlu olmak deyimi ne zaman ne kadar az gerçek olabiliyorsa, o ender anların hepsini sihirli bir şekilde yakalayıp sunuyor. Söylesenize, birbirini böylesine seven iki insan nasıl en yakın arkadaş olmaz? Yıllar boyu birbirini sevmekten bir an olsun vazgeçmeyen ama bambaşka hayatlardan geçen iki insan. Farklı zamanlarda buluşup, hayatın anlamını o anlar anlayan... Yalnızlıkla boğuşurken yokluk hissini iliklerine kadar hisseden ve yan yana olmadan o hissi dindiremeyen...
Birinin yanında öyle mutlu ve huzurlu hissedersiniz ki, başka hiçbir yerde bulamazsınız o hissi. Evinde en paspal halinle bile dört duvar arasında yalnız olduğunu bilmenin verdiği bir güven duygusu gibi. Ya da en yorgun günün ardından sıcak suyla ilk buluşma anındaki rahatlama hissi gibi. İşte eğer öyle bir insan hayatınızdan bir kez geçtiyse, nerede nasıl yaşadığının bir önemi olmaz. Çünkü hep yaşarsınız onu. Ve bilirsiniz, bir o kadar yaşandığınızı...
Bazı şeyler uğruna acı çekmek gerekli. Bazı şeyleri kabullenerek sevmeye devam edebilmeyi öğrenmek önemli.
Keşke farklı bir son yazılsaydı dediğim film bana öyle şeyler düşündürdü ki...
Şu an yatağımda uzanmış bu kelimeleri yazarken anlıyorum ki, bazı şeylerin sonu farklı yazılmış olsaydı bu kadar bizim olamazdı sanırım...
İyi geceler. Böyle güzel nice geceler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





