* Aşk bazen bir tren istasyonunun yanı başındaki otelde başlıyordu... Gri gökyüzüne, mavi/yeşil denize, muhteşem bir manzaraya bakan bir otelin teras katında, kuşların şahitliğinde başlıyordu. Kaçamak bakışlarla başlıyordu önce, kahkahalarla devam ediyordu. Sımsıcak bir öpücükle alevleniyordu.
* Aşk bir yolculukta başlıyordu bazen... Sarıp sarmalandığın, üşüdükçe sokulduğun bir bedenle saatlerce yan yana oturmakla başlıyordu. Saatlerce yaşanılan her duyguya şahit olunarak başlıyordu. Bir karın ağrısını veya karın ağrısına yol açan şeyi paylaşmakla başlıyordu. Bir karın üzerinde birleşiyordu eller ve her ikisinin de canı yanıyordu...
* Aşk bir vedada başlıyordu... Günlerin dolu dolu hızla geçişinin ardından, sıra vedaya geldiğinde, gözlerden kontrolsüzce dökülen yaşlarda gizliydi aşk. Çaresiz bakışlarda saklıydı. Ne kadar sıkı olursa olsun asla yetmeyen bir sarılmaydı adı aşkın.
* Beklemek, özlemek ve umut etmekle başlıyordu aşk. Ve bazen yine aşk bekleyerek, özleyerek bitiyordu.Pekii, umut bitiyor muydu ?
